Marka Hakkı Haczi

MARKA HAKKI HACZİ

*      Genel Olarak

Marka, “bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye yarayan her türlü işaret” olarak tanımlanmaktadır.

Marka hakkı sınaî haklar grubuna girmektedir. Sınaî haklar, marka, işletme adı, ticaret unvanı gibi bir ürünü, işletmeyi veya taciri diğerinden ayırt edici işaretler ya da adlar üzerindeki haklardır. Marka hakkı, değeri para ile ölçülebilen haklardan olan, ileri sürülebileceği çevre bakımından gayri maddi mallar üzerindeki mutlak haklar kategorisinde yer almaktadır. Marka hakkının haczedilebilir niteliğini başlıklar halinde inceleyecek olursak;

1.Tescilli Marka Hakkının Haczedilebilir Olması

Mal varlığına ilişkin haklar, kural olarak, devredilebilir ve haczedilebilir. Marka hakkı da, değeri parayla ölçülebilen mal varlığına ilişkin bir haktır. Tescilli marka hakkına ilişkin olarak, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK’de, markanın işletmeden bağımsız bir mal varlığı unsuru olduğu, tescilli bir markanın işletmeden bağımsız olarak devredilebileceği ve haczedilebileceği düzenlenmiştir.

2.Tescilsiz Markanın Haczedilebilir Olması

Tescilsiz markanın haczi konusu 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK’de düzenlenmemiş olmakla, genel hükümlere göre korunan ve sınaî değer olduğu hususunda tartışma bulunmayan tescilsiz marka da haczedilebilir ve paraya çevrilebilir.

3.Marka Tescil Başvurusunun Haczedilebilir Olması

Yukarıda adı geçen KHK’da markanın devrine ve haczine ilişkin esasların markanın tescili konusunda yapılan başvuruda da uygulanacağı belirtilmiştir. Bu nedenle, marka tescili için yapılan başvuru üzerine doğan hak da devredilebilir, dolayısıyla haczedilebilir.

4.Kişisel Unsurlar İçeren Markaların Haczedilebilir Olması

Kişi adları ya da kişi resimleri, marka olarak tescil edilebilmektedir. Kişinin adının marka olarak kullanılması halinde isme ekonomik bir değer kazandırıldığı ve ticarileştirildiği dikkate alınarak haczedilmesi gerekir. 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK’da markanın bağımsız bir mal varlığı unsuru olduğu kabul edilmiş olup, işletmeden bağımsız devredilebileceği ve haczedilebileceği düzenlenmiş; markanın kişisel unsurları taşıması bakımından bir ayrıma gidilmemiştir.

*      Haczin Uygulanması

556 sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK’da her ne kadar tescilli markanın haczedilebileceği hükme bağlanmış olsa da, haczin icrasının ve diğer işlemlerin yapılış şekline ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu konuda İcra ve İflas Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. İİK hükümleri doğrultusunda, marka hakkı sahibi aleyhine başlatılan takip kesinleştikten sonra, takip alacaklısının, kanunda belirtilen süreler dahilinde, marka hakkı üzerine haciz konulmasını talep etmesi gerekmektedir.

Tescilli marka üzerinde haczin icrası hususunda iki seçenek karşımıza çıkmaktadır. Birinci seçenekte İcra ve İflas Kanunu md. 79/2 gündeme gelmektedir. Bu maddede, resmi sicile kayıtlı malların haczinin, takibin yapıldığı icra dairesince, kaydına işletilmek suretiyle doğrudan yapılabilmesi düzenlenmiştir. Bu hüküm uyarınca, takibin yapıldığı icra dairesince Türk Patent Enstitüsü marka siciline haciz yazısı gönderilmesi üzerine, marka üzerine haciz konulduğu işletilmiş olur ve böylece doğrudan haciz gerçekleştirilir. Marka hakkının haciz işlemi, marka siciline kaydedildiği anda tamamlanmış olmakla haczin geçerliliği için borçlunun haberdar olması gerekli değildir. Özetle, haczin tamamlanması için sicile şerh verilmesi yeterli olmaktadır.

İkinci seçenekte ise İcra ve İflas Kanunu md. 94’teki düzenleme ile karşılaşmaktayız. Bu düzenleme gereğince, haczin icrasının marka sahibinin ikametgâhında veya işlem merkezinde yapılması gerekmektedir. Haciz tutanağının marka sahibine tebliği yapıldığı anda haczin tamamlandığını kabul etmek gerekir. Bu durumda, haczin marka siciline kaydı, haczin geçerlilik koşulu olmaktan çıkmakla, sicile yapılacak kayıt bildirici nitelikte bir hal alır. Ancak yine de haczin marka siciline kaydedilmesi ve yayımlanması, haciz alacaklısının menfaatine bir durum yaratır.

Tescilsiz markalar herhangi bir sicile kayıtlı olmadığından, tescilsiz markanın haczi yalnızca İcra ve İflas Kanunu md. 94’teki düzenlemeye göre işletilecek prosedür kapsamında gerçekleştirilir. Yukarıda bu maddeye ilişkin anlatılanlar, tescilsiz markaların haczinde de geçerlidir.

*      Haczin Etkileri

Borçluya ait marka hakkına haciz koydurmuş olan alacaklı, alacağını hakkın paraya çevrilmesi yoluyla kısmen veya tamamen elde edebilir. Hacizden sonra marka hakkı üzerinde yapılan işlemler, haciz koydurtan alacaklının hakkından sonra gelir. Alacaklının alacağının tamamını elde edebilmesi, markanın varlığına ve değerinin korunmasına mümkün olan en yüksek bedelle paraya çevrilmesine bağlıdır. Bu nedenle alacaklı, mahcuz markanın korunmasına ilişkin tedbirlerin alınmasını isteme yetkisine sahiptir.

Marka hakkına haciz konulmuş borçlu, alacaklının alacağına en yüksek değerde ulaşmasına engel olacak davranışlardan kaçınmalıdır. Borçlu her ne kadar marka devri vb. işlemleri gerçekleştirebilse de, KHK’da yapılan düzenleme gereğince marka hakkı üzerine haciz konulmasından sonra, marka hakkından vazgeçemez. Danıştay 10. Dairesi’nin 28.01.1999 tarihli kararında da “…sınai mülkiyet hukukuna göre haczedilebilecek  olan marka üzerinde haciz uygulanması halinde, markanın devredilemeyeceği de tartışmasız olup…” şeklinde görüş bildirilmiş ,hacizli markanın devre konu olamayacağı belirtilmiştir.

 

Marka hakkına haciz konulduktan sonra kanunda belirtilen süreler dahilinde satış talep edilmelidir. Talep sonrasında ilgili icra dairesi tarafından gerçekleştirilecek satış neticesinde alacaklı alacağına kavuşmuş olacaktır.