Satış talebinin bir kez yapılması, kural olarak haczin ayakta kalması

T.C.

YARGITAY

23. HUKUK DAİRESİ

E. 2013/4494

K. 2013/6522

T. 25.10.2013

• SIRA CETVELİNİN İPTALİ TALEBİ (Üst Sıraya Alınan Bankanın Hacizlerinin Düştüğü İddiası/Bankaca Zamanında Satış Talep Edildiği ve Avans Yatırıldığı - Satış Talebinin Bir Kez Yapılmasının Haczin Ayakta Kalması İçin Yeterli Olduğu/6100 S.K. Md.266'ya Aykırı Atanmış ve Aksine Görüş Beyan Eden Bilirkişi Raporunun Hükme Esas Alınamayacağı)

• BİLİRKİŞİ RAPORU (6100 S.K. Md.266'ya Aykırı Atanmış Bilirkişi Raporunun Hükme Esas Alınamayacağı)

• SIRA CETVELİNDE ÜST SIRAYA ALINAN BANKANIN HACZİNİN DÜŞTÜĞÜ İDDİASI (Sıra Cetvelinin İptali Talebi/Satış Talebinin Bir Kez Yapılmasının Haczin Ayakta Kalması İçin Yeterli Olduğu - Bundan Sonra Satışın Yapılmasının İcra Müdürünün Görevi Olduğu/Bankaca Zamanında Satış Talep Edildiği)

• SATIŞ BEDELİNDEN ÖNCELİKLE AYRILANLAR (Bütün Alacaklıları İlgilendiren Haciz Muhafaza ve Satış Masraflarının Satış Bedelinden Öncelikle Ayrılması Gerektiği - Avukatlık Ücreti Bu Kapsamda Olmadığından Öncelikle Ayrılması Doğru Olmadığı/Sıra Cetvelinin İptali Talebi)

• VEKALET ÜCRETİNİN ÖNCELİKLE AYRILMASI (Bütün Alacaklıları İlgilendiren Haciz Muhafaza ve Satış Masraflarının Satış Bedelinden Öncelikle Ayrılması Gerektiği - Avukatlık Ücreti Bu Kapsamda Olmadığından Öncelikle Ayrılması Doğru Olmadığı)

• SATIŞ TALEBİ (Satış Talebinin Bir Kez Yapılmasının Haczin Ayakta Kalması İçin Yeterli Olduğu/Bundan Sonra Satışın Yapılmasının İcra Müdürünün Görevi Olduğu - Satışın Yapılamaması Halinde Alacaklıya Yeni Bir Satış İstemek Yükümlülüğü Getirilmediği)

• HACZİN DÜŞMESİ (Satış Talebinin Bir Kez Yapılmasının Haczin Ayakta Kalması İçin Yeterli Olduğu/Bundan Sonra Satışın Yapılmasının İcra Müdürünün Görevi Olduğu - Satışın Yapılamaması Halinde Alacaklıya Yeni Satış İstemek Yükümlülüğü Getirilmediği/Bankaca Zamanında Satış Talep Edildiğinden Düşmediği)

• TASARRUF MEVDUATI SİGORTA FONU TARAFINDAN TEMLİK ALINAN ALACAK (Fon’un İcra ve İflâs Kanunu'na Göre Yapılmış Takibe Devam Ettiği Göz Önüne Alındığında Satış İstenmesine Gerek Olmadığı Yönündeki Yoruma Dayanak Yapılan 6183 S.K.'nın Uygulanmasına Olanak Bulunmadığı)

2004/m. 106, 138

6100/m. 266

4389/m.15/3

ÖZET : Şikayetçi vekili borçlulara ait taşınmazın satışından sonra düzenlenen sıra cetvellerinde üst sıraya alınan bankanın hacizlerinin düştüğünü, alacaklıya ait vekâlet ücretinin öncelikle ayrılmasının hatalı olduğunu ve alacağının kamu alacağı vasfında olduğu hususunun gözden kaçırıldığını ileri sürerek sıra cetvelinin iptalini talep etmiştir. İcra ve İflâs Kanunu'nun 138 inci maddesi uyarınca bütün alacaklıları ilgilendiren haciz, muhafaza ve satış masraflarının satış bedelinden öncelikle ayrılması gerekir. Avukatlık ücreti bu kapsamda olmadığından öncelikle ayrılması doğru değildir. Banka, öngörülen iki yıllık süre dolmadan, satış talep etmiş ve satış avansını yatırmıştır. Satış talebinin bir kez yapılması, kural olarak, haczin ayakta kalması için yeterlidir. Bundan sonra satışın yapılması icra müdürünün görevi olup, satışın yapılamaması halinde alacaklıya yeni bir satış istemek yükümlülüğü getirilmemiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266 ncı maddesine aykırı biçimde atanmış ve aksine görüş beyan eden bilirkişi raporunun hükme esas alınması bu itibarla doğru görülmemiştir. Dosyanın ilk alacağı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından temlik alınmış, sonrasında şikayetçiye temlik edilmiştir. Fon’un İcra ve İflâs Kanunu'na göre yapılmış takibe devam ettiği göz önüne alındığında, satış istenmesine gerek olmadığı yönündeki yoruma dayanak yapılan 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un uygulanmasına olanak bulunmadığı anlaşılmaktadır. Şikayetçinin sıra cetveline dahil edilecek haczinin belirlenmesinde bu ilkelere dikkat edilmemesi de isabetsizdir.

DAVA : Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde ... vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Şikâyetçi vekili borçlulara ait taşınmazın satışından sonra düzenlenen sıra cetvellerinde üst sıraya alınan T. İş Bankası AŞ.’nin hacizlerinin düştüğünü, bu alacaklıya ait vekâlet ücretinin öncelikle ayrılmasının hatalı olduğunu ve müvekkilinin alacağının kamu alacağı vasfında olduğu hususunun gözden kaçırıldığını ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Şikâyet olunanlardan T. İş Bankası AŞ. vekili müvekkilinin alacaklı olduğu dosya haczinin düşmediğini, şikayetçi alacağının da kamu alacağı vasfında olmadığını; şikayet olunanlardan Y... Belediye Başkanlığı vekili müvekkilinin 12.4.2012 tarihi itibariyle alacağının kalmadığını savunarak şikayetin reddini istemiştir.

İcra Mahkemesi'nce iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şikayet olunan T. İş Bankası AŞ. haczinin yasal süre içinde satış istenmemesi nedeniyle düştüğü; vekalet ücretinin öncelikle ödenmeyeceği ve şikayetçi alacağının TMSF’den temellük edilmekle, rüçhan haklarını haiz olduğu ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uyarınca satış istenmesine gerek olmaksızın ayakta kalacağı gerekçesiyle şikayetin kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, şikâyet olunanlar T. İş Bankası AŞ. vekili, Hazine vekili ve Y...Belediye Başkanlığı vekili temyiz etmiştir.

1- İcra ve İflâs Kanunu'nun 138 inci maddesi uyarınca bütün alacaklıları ilgilendiren haciz, muhafaza ve satış masraflarının satış bedelinden öncelikle ayrılması gerekir. Avukatlık ücreti bu kapsamda olmadığından öncelikle ayrılması doğru değildir.

2- T. İş Bankası AŞ.’nin alacaklı olduğu Adana 8. İcra Müdürlüğü’nün 1997/3807 sayılı dosyasından bedeli paylaşıma konu taşınmaz üzerine 17.11.1997 günü konulan ihtiyati haciz 18.09.2000 günü kesin hacze dönüşmüş, adı geçen alacaklı vekili (işlem tarihinde yürürlükte bulunan şekliyle) İcra ve İflâs Kanunu'nun 106 ncı maddesinde öngörülen iki yıllık süre dolmadan, 12.09.2002 günü satış talep etmiş ve satış avansını da yatırmıştır. Satış talebinin bir kez yapılması, kural olarak, haczin ayakta kalması için yeterlidir. Bundan sonra satışın yapılması icra müdürünün görevi olup, satışın (İİK.m.129/ son’daki ihtimal dışında) yapılamaması halinde alacaklıya yeni bir satış istemek yükümlülüğü getirilmemiştir.

Esasen Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266 ncı maddesine aykırı biçimde atanmış ve aksine görüş beyan eden bilirkişi raporunun hükme esas alınması bu itibarla doğru görülmemiştir.

3- Şikayetçinin alacaklı olduğu dosyanın ilk alacaklısı T. Ticaret Bankası AŞ. olup, bu alacak 31.07.2001 tarihinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından temlik alınmış, 03.02.2006 günü de şikayetçiye temlik edilmiştir.

İlk temlik tarihinde yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 15/3 üncü maddesine göre Fon, her türlü alacakları ve devraldığı alacaklarla ilgili olarak borçlu aleyhine 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre başlatılmış bulunan takipler ile alacağın tahsiline yönelik davalara kaldığı yerden devam edebileceği gibi, takibi devam ettirmekten ve/veya davanın takibinden sarfınazar ederek devraldığı alacağın kaldığı yerden 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre takip ve tahsiline de karar verebilir.

Somut olayda Fon’un İcra ve İflâs Kanunu'na göre yapılmış takibe devam ettiği göz önüne alındığında, satış istenmesine gerek olmadığı yönündeki yoruma dayanak yapılan 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un uygulanmasına olanak bulunmadığı anlaşılmaktadır. Şikayetçinin sıra cetveline dahil edilecek haczinin belirlenmesinde bu ilkelere dikkat edilmemesi de isabetsizdir.

SONUÇ : Yukarıda 1, 2 ve 3 sayılı bentlerde yazılı nedenlerle hükmün BOZULMASINA, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.